Kim Olduğunu Hatırla / 1.1.26

Yine, yeni ve yeniden birlikteyiz o sevdiğim sessizlikle… Ya da dürüst olmak gerekirse kaosun ortasında ben sessizliği dinlemeyi seçiyorum. Çok fazla giriş gibi olmayacak sanırım ilk satırlar ama zaten hayat da yeniden başlamıyor, devam eden bir akışın içerisinde her anda yeniden ölüp; yeniden doğuyoruz. Her deneyim ölümü getirirken her seçim yeniden doğma şansı veriyor. Saat 07:04, yıllardır yaptığım 1 Ocak ritüelimdeyim. 2025 bazı noktalarda eksik hissettirsen de birçok açıdan harika bir yıldın ya da ben öyle olmanı seçtim, ne dersin?

Ölüm kavramını çok rahat kullanabildiğim için insanlar biraz şaşırıyorlar, hoş insanlar birçok noktada iletişim süreçlerime şaşırıyorlar. Düşündüklerimi ya da hissettiklerimi rahatlıkla dile getirebiliyor olmamın hayatımdaki en güzel şeylerden birisi olduğunu düşünüyorum. Ama elbette bu beceri doğduğumda bende olsa da zaman içerisinde kullanabilmeyi öğrendim. Bazı şeyler böyledir, o potansiyele sahipsindir ama kullanmayı bilmediğin sürece pek bir anlamı yoktur. Böyle bakınca insan kendinde hem iyi yönleri hem kötü yönleri, hem aydınlık tarafları hem de karanlık tarafları daha net görüyor. Tıpkı ölüm-doğum gibi birlikte anlam kazanan, biri olmadığında diğerinin varolamadığı ikiliklerden bahsediyorum.

Varoluşun temeldeki dinamiklerinden birisidir benim için ikilikler. Birisini bilmeden, deneyimlemeden diğerine dair ancak sadece fikri olur insanın. Ama bu fikirlerin ötesinde deneyime dönüştüğünde ise insanda histen sonra duygulara dönüşür. Hep denir ya birisini kaybettiğinde anlarsın kıymetini diye, tam olarak buraya oturan mükemmel bir örnek. Kaybedene kadar bilmiyordun ki onun hayatında olmayışının ne demek olduğunu… Her ne kadar diğerine dair fikri olur desem de fikrinin olabilmesi için bile belirli bir bilinç seviyesi gerekir aksi durumda öyle bir şeyin farkında bile değilsindir. 

Peki biliyor muydum ölümün nasıl bir deneyim olduğunu? Öldüm mü daha önce? Evet, defalarca kez. Doğum peki? Hatırlıyor muyum nasıl doğduğumu? Evet, her anı bir bir… Kavramlara yüklediği anlamları doğru analiz etmeli insan. Fiziki ölüme dair bir deneyimim olmasa da ki hoş deprem anında ölümle burun buruna gelmiş olsam bile bence halen tam olarak o değil, kavramsal olarak ölüm birçok noktada bende deneyim olarak bulunmakta. 2025 yeniden hatırladım ki her an ölüp her an yeniden doğuyorum.

Geriye dönüp baktığımda net bir şekilde gördüğüm şeylerden birisi bitti dediğim her yerden yeniden başladım. Her düştüğümde yeniden kalktım. Her dibe vurduğumda daha yükseğe sıçradım. Şimdi yazarken kolay gelse de yaşarken ve öğrenirken insanın canı çok yanıyor, yoruluyor, üzülüyor… Ama başka seçenek var mı? Bütün bu seçimleri yapmasaydım yine fiziki olarak ölmesem de zihnen, bakış açısı olarak ölmüş ve yeniden doğamamış olacaktım. 

Biliyorum bu benim karakterim. Biliyorum bu benim doğam. Biliyorum bu benim gücüm. İçimdeki karanlıklara yolculuğa çıktığımdan beri her şey daha rahat her şey daha ferah. Görmezden gelmemeli insan. Kendinde olanı, kendi parçasını, kendi içini göremezsen ya da görmezden gelirsen yaşamın bir yanı aksak ilerliyor. İki gözün görmüyor, iki kulağın dinlemiyor, ayakların yere basmıyor, ellerin tutmuyor… O yüzden 2025’te yaşadığım bütün olayları dönüştürebilmem tamamen bu bakış açımla mümkün oldu. 

Uzun zamandır yazmıyordum. Hatta yazdıklarımı sildiğim bile oldu. Ama biliyorum ki yazmak da benim doğam. Çok fazla işaret aramaya gerek yok, arasak var da ama adım Ozan. Bu bile çok yeterli. Ne kadar sade ve net bir işaret değil mi? Bence aradığımız büyük sihirler, bu kadar sade ve hadi ya bu kadar basit miydi dediğimiz, hatta burnumuzun dibinde olan şeylerde saklı. Ama söyledim ya görmüyor insan, görene kadar da o potansiyelin orada olmasının yaşama hiçbir etkisi yok. En yakınımızdaki işaretler belki de hayatımızı değiştirecek şeyler, en yakınımızdaki insan belki de hayatımızın aşkı, en yakınımızdaki fırsatlar belki de bize zenginliği getirecek işler… Nereden bileceksin? Açık olayım, böyle konuşuyorum ama sonsuz olasılıklar evreninde neyin ne olacağını hiçbirimiz bilemeyiz. Seçim yapıp deneyimleyebiliriz ancak ve ancak… Sonrasına bakarsın oldu mu olmadı mı… 

Ama işte hayatın güzel tarafı bu, hayatın kendisi bu. Ne olacağını bilememek, ne getireceğini görememek… Risk mi? Risk, deneyim ve bilgi eksikliğinden doğar derim hep. Burada risk olarak düşündüğün şeyin sebepleri o yüzden senin kendinle alakalı. Kendini bilmeyişin, tanımayışın yaşamında sana riskler getiriyor. Oysa kendi dinamiklerini bildiğinde riski tam olarak ortadan kaldırmasan da en aşağı seviyelere çekebilmen mümkün. Ve yine bir ama… İnsan her şeyi kendinde değil de önce dışarda arıyor, ne yazık ki. 

Bugün ihtiyaç duyduğumuz birçok şey var. Ama bir sır vereyim… Bütün konu bu değerleri ya da kavramları kendi içinde nasıl tanımladığınla alakalı. Çünkü içimizde bunları yaptıktan sonra bize nasıl geleceğine de karar veriyoruz. Eğer bir insan, eşya, yer, statü, sıfat aracılığıyla geleceği kodlandıysa zihinde haliyle onlar olmadığında da o değer ya da kavram yani hayatımızdaki his yokmuş gibi oluyor.

Bazı şeyleri tekrar tekrar anlatıyorum gibi hissediyorum. Her ne kadar farklı zamanlarda, farklı yerlerde, farklı insanlarla olsa da sürekli dönüp duran bazı sohbetler var. Gayet normal. Çünkü birirçoğumuzun hayatındaki en kritik kırılma noktaları bu sohbetlerin içerisinde oluyor. Bu kırılma noktalarını da fark etmek ve içselleştirmek de bir süreç. Düşünsene bildiklerin yanlış hissiyle karşılaşıyorsun, o zamana kadar yaşadığın insan sen değilmişsin, bütün kurallar yeniden yazılıyor, yepyeni bir bakış açısıyla gelen bambaşka bir hayat… 

İşte 2025 yıllarca fark ettiğim, öğrendiğim ve zamanla içselleştirdiğim şeyleri uygulamaya çevirdiğim bir yıl oldu benim için. Yine canımızı sıkan şeyler olmadı mı? Çok var hem de… Ama 1 Ocak 2025 sabahı söylediğim, nerede durabileceğimi seçebilmeyi seçiyorum cümlesiyle başlayan bir yılda, bütün yaşadıklarım arasında nerede durmak istediğimi özellikle seçtim. Bu seçimler her zaman iyi şeyler mi getirdi hayır ama her zaman neyi neden yaptığımı bilme bilgeliği benleydi.

Yepyeni onlarca şey oldu. Çok uzun kilometrelerce yol yaptım. Binlerce insanla yolum kesişti. Muhteşem şeylere imza attım. Tek tek neler olduğunu anlatmayacağım elbette ama hayatımdaki her bir adımı bilinçli şekilde attığım bir yıl oldu. Olsaydı güzel olurdu dediğim şeyler, gitseydim güzel olurdu dediğim yerler, görseydim güzel olurdu dediğim insanların eksikliğini de hissettim. Ama yaşam devam ediyor. İnandıkların, isteklerin, hedeflerin doğrultusunda yürümekten başka bir şansın yok. 

Burası 2025’te en büyük farkındalık noktalarımdan birisi olabilir. Bir şeyler olsun diye zorlamaya gerek yok, orada olmak zorunda olduğum yerler yok, hayatımda olsun ya da bir şeyleri yapsın diye insanları ikna etmeye hiç gerek yok. Hayatın olağan akışında olması gereken, olması gerektiği şekilde, olması gerektiği zamanda zaten oluyor. Önemlisi insanın, olacak olan olana dek geçirdiği zamanın kıymetini bilebilmesi. Bazı şeyler de geri gelmiyor çünkü. 

Bundan 10 sene öncesine gittiğimdeki Ozan ile şu anki Ozan arasında çok büyük farklar var. Bazıları gerçekten muhteşem değişimler, bazıları ise buna ne gerek vardı da böyle oldu dediğim şeyler. Çok şey yaşandı. Yaşanmaya da devam edecek… Zaman içerisinde değiştirdiğim o muhteşem şeyler, benim kendimde daha öncesinde görmediğim şeyleri fark etmemle oldu. Buna ne gerek vardı dediklerim ise, yine geçen zaman içerisinde kulağımı kendime değil de dışarıya vermemden kaynaklı yaşadıklarımın sonuçları olarak bende bulunmakta. Muhteşemlikler kalacak, ait olmayanlar bırakıldı…

Çok net. Kim olduğunu hatırla. Bulunduğun yere gelmeden, işe başlamadan, o okulda okumadan, o insanları tanımadan, o deneyimleri yaşamadan hatta adın bile konmadan önce sen kimdin? Bugün yaşadığın zorlukların, sıkıntıların sebebi ait olmadığın bir bahçede yeşermeye çalışıyor olmandan kaynaklıdır belki de… Bir podcastimde ya da yazımda anlatmıştım bir tohum için doğru bahçenin, doğru toprağın, doğru çiftçinin, doğru bahçıvanın yani doğru şartların ne denli önemli olduğunu. 

Aslında biliyorsun kim olduğunu. Sadece kendini dinlemiyor ya da görmüyorsun. Aradığın şeyler dışardan gelsin istiyorsun. Dışardan gelenlerse sana ait olmayan şeyler olduğu için anlık birer haz ile sana iyi hissettiriyor. Belki de bunca zaman yanlış yerde oturdun. Belki de bunca zaman yanlış okulu okudun. Belki de bunca zaman yanlış işi yaptın. Belki de bunca zaman yanlış insanlarla beraberdin. Sana seslenen, hatta çığlık çığlığa bağıran kendini duymadın. Toplumun, medyanın, sosyal medyanın sana baskıladığı şeyleri doğru kabul edip kendini unuttun. Onlar gibi olmak sana iyi hissettirdi belki de… Sana söyledikleri tüm yalanlara rağmen, senin ne hissettiğin ya da senin değerlerin hiç umurlarında olmamasına rağmen orada olmayı seçtin. İyi hissettiriyordu kandırılmak… 

Ama bir yerlerde bir şey vardı… Oturmuyordu bazı şeyler. Kendinle kaldığında içindeki o çığlık bir kaos yaratıyordu, sen olmak ile olmamak arasında. Söylediklerin, yaptıkların, hissettiklerin senlik değildi… Durup düşündüğünde, bir adım geriye atıp izlediğinde bulunduğun yeri birlikte olduğun insanlar senin için doğru muydu? Biliyordun belki de gözlerinin içine bakarak nasıl yalan söylediklerini ama iyi hissettiriyordu kandırılmak… Onlar yapmazdı değil mi? Yine de acaba diyordun.

Bitti. Sana ait olmayan her şey parça parça sökülüyor hayatından. Sökülmek zorunda. Çünkü onlar sana ait değil, sen de onlara…

Bilerek bazı şeyleri yüzeysel yazıyorum. Her şey, her yerde, herkesle konuşulmuyor sonuçta. İyi ki bunu çok genç yaşlarımda öğrenmişim. Zaten anlamayana, anlamak istemeyene, istesen de anlatamazsın. Bildiğimizin karşının anladığı kadar olduğu bir akışta, bildiğimi yapmaya devam edeceğim zaten karşısı yine istediği gibi anlayacak.

Neler öğrendin 2025’te diye sorduklarında devam et dedim. Sadece devam et… İsteklerin, hayallerin ve hedeflerin doğrultusunda sadece devam et. Sen devam ettikçe hayat da istediğin doğrultuda şekillenmeye devam ediyor. Bir an geliyor bir bakıyorsun, hepsi olmuş. İlla ki olacak olanlar olacak ama bilinçli şekilde yapabiliyor olmanın hissi muhteşem bir şey. Bu satırlarda yer vermediğim çok şey, insan ve olay var. Her birinden bir sürü şey öğrendim. Şimdi devam etme vakti, kendi bildiğim şekilde…

Tarih 1 Ocak’ı göstermeseydi de dün akşam o kutlamaları yapar mıydın? Bütün yeni planları devreye alır mıydın? Mesaj atmak istediğin insanlara durduk yere mesaj yazar mıydın? Cevap evetse, ki bende evet, her anın yeniden bir doğuş olduğunun farkındasın. Bu farkındalığı yaşamaya devam et. Herkesin yeni yıl diye baskıladığı yerde sen sadece yeni bir anı seçtiğin için kutla, 1 Ocak için değil. Bırak herkes ne yaparsa yapsın, sen sadece istediğin için yap. Söyledikleri için değil sen sadece istediğin için yap. Bırak. Unut. Ayrıl. Arın. Sil. Yok et. 

Ve dön..

Kendine… Özüne… Aslına… Kim olduğunu hatırla. 

Her alanda büyük hedeflerim var 2026’da. Bunların temellerini 2025’te atmakla beraber ilk adımlarını da attım. Yapacak çok şey var ama sadece kendim istediğim için. Nasıl ki bir yıl önce ettiğim niyetleri bir bir yaşadıysam, şimdi de bütün hedeflerimi başarmayı seçiyorum. Hiç bu kadar emin olmamıştım. 2026’nın bambaşka bir güzellikte geleceğini biliyorum. Bu sefer 2026 bana göre hazırlansın. Kim olduğumu hatırladım.